ManşetTürkiye

ABD ile çözemeyiz

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD’nin Çözüm Süreci’ne 3’üncü göz olarak katılması konusunda, “Oslo’da da yaşadık. 3’üncü göz, 4’üncü göz ne olursa olsun. Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i biz bu sorunu kendi aramızda çözeriz. Amerika’yla çözemeyiz. Kendi göbeğimizi kendimiz kesmeliyiz” dedi. 2’nci Türkiye-Afrika Ortak Zirvesi dönüşü, uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan’ın çeşitli konulardaki değerlendirmeleri özetle şöyle:

MÜTTEFİKTEN DAYANIŞMA BEKLERİZ

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden Türkiye’yi ziyaret ediyor. ABD müttefikliğin gereğini tümüyle yerine getiriyor mu?
Tümüyle yerine getiriyor diyemem. Çünkü bizim ittifakımız rejim hedefli bir ittifak olmalıydı. Suriye’de uçuşa yasak bölge, güvenli bölge ve eğit-donat. Bunu artık duymayan kalmadı. Kobani olayı dolayısıyla Başkan Obama ile bir görüşmemiz oldu. PYD’ye silah yardımından bahsedildiğinde kendisine PYD’nin de PKK gibi bir terör örgütü olduğunu söyledim. Kobani’de durumun çok kritik olduğundan, 2 güne kadar şehrin düşebileceğinden söz etti. Kendisine, Kobani’den 200 bin insanın ülkemize geçtiğini, orada sivillerin kalmadığını, sadece 2 bin civarında savaşçı olduğunu anlattım. Ama o gece C-130’larla oraya silah indirdiler. Silahların bir kısmı DEAŞ’ın eline geçti. Bir kısmı da diğerlerine gitti. Sonra da DEAŞ, Amerika’nın attığı bu silahları herkese gösterdi. Biz bir müttefikten bunu değil, konuştuğumuz konuda dayanışmayı bekleriz. Bu dayanışmayı göremediğimiz zaman da üzülürüz. Türkiye, bu bölgede ABD’nin en güçlü dayanışma içinde olabileceği bir ülkedir. Gerek NATO içinde gerekse Doğu Akdeniz’deki konumu itibariyle böyledir. Afganistan’da beraberce mücadele ediyoruz. Suriye’de bu adımı atalım derken maalesef olmuyor.

TOKALAŞACAK EL GÖREMEDİK

Çözüm Süreci’nde silah bırakılması net bir şekilde konuşulmaya başlandı. Gelinen nokta nedir?
Çözüm Süreci’nin tarafı yok, tarafları var. Siz el uzatıyorsunuz ama karşı taraf size aynı şekilde mukabelede bulunmuyorsa sonuç alamazsınız. Benim dönemimden itibaren iktidar hep el uzattı ama maalesef aynı şekilde tokalaşacak eli göremedik. Sıkılı yumruk gördük. Bütün seçimlerde özellikle Güneydoğu’da sıkıntılar yaşadık. Temenni ederiz ki bu artık ortadan kalkar. Silahsızlanma olayı gerçekleşir. 780 bin kilometrekarelik vatan toprakları üzerinde artık gerçekten barış, mutluluk hâkim
olur.

Öcalan’a mahkûmlardan 5 kişilik sekretarya kurulacağı söyleniyor. Bunun devletle müzakereye geçiyoruz diye sunuyorlar.
Müzakere kelimesini kullanmak yanlış olur. Hükümet, benim başbakanlığım dönemimde, atılması gereken adımları attı, yapılması gerekenlerin birçoğunu yaptı. Mesela, daha önce 11 metrekarelik bir odada kalırken, oda sayısı 2’ye çıkarıldı. Yanında TV’si filan yoktu. Sadece belli dalgaları olan radyosu vardı. Biz oraya bir de televizyon koyduk. Ziyaretler noktasında daha da esnettik.

‘AKİL İNSANLAR’IN CANI YANMADI

Akil İnsanlar’dan da sekretarya fikrini savunanlar var.
Akil İnsanlar’dan herkes kendi inancına göre söyleyebilir. Ama canı yanan tabii onlar değil. Akil adamlar için de kaç tane canı yanan var, bilmiyorum. Şu anda bizim 50 bine yakın şehitlerimizin ailelerinin canı yanmış. Onların nasıl baktığı, ne dediği de önemli. Diyarbakırlı anneler meselesi var. Onların çocukları dağa kaçırılmış, bu çocuklar niye gelmiyor acaba? Bu anneleri ciğerleri dağlarcasına ağlatmaya kimin ne hakkı var? Akil İnsanlar bu dönemde bir de gidip bu insanlarla oturup konuşmalı. Bu annelerin mesajını iyi okumalı, iyi anlamalı. Ben işin bu yanını da çok önemsiyorum.

3’ÜNCÜ GÖZ, 4’ÜNCÜ GÖZ, OSLO’DA YAŞADIK

ABD’nin Çözüm Süreci’ne 3’üncü göz olarak katılması öneriliyor, siz ne diyorsunuz?
Amerika olur, bir başkası olur. Biz bunları daha önce de çok değişik yerlerde yaşadık. Biliyorsunuz, Oslo’da da yaşadık. 3’üncü göz, 4’üncü göz ne olursa olsun. Bunların nasıl tecelli ettiği ortaya çıktı. Burada bu işi bu vatanın kendi evlatları, kendi arasında çözmeli. Yıllarca Kürt’ü, Türk’ü bu ülkede beraberce yaşamışız. Kız alıp vermişiz. Hâlâ da beraberce yaşıyoruz. Biz hiçbir zaman Kürt terörizmi diye bir şey kullanmadık. Niye? Benim Kürt vatandaşlarımın içerisinde terörizmle uzaktan yakından alakası olmayan insanlar var. Benim Kürt vatandaşlarımı sömüren, istismar eden bölücü terör örgütü var. Bütün bunlara rağmen Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i biz bu sorunu kendi aramızda çözeriz. Amerika’yla çözemeyiz. Yıllarca Kandil’e bir İngiliz gitmiştir, yıllarca. O da bir 3’üncü göz gibi oynuyordu. Hiçbir şey yapmadığı gibi tam aksine bu süreci ağırlaştırmıştır. Aynı aktörler Oslo’da da rol almıştır. Orada da olumlu istikamette herhangi bir şey ortaya çıkmadı. Artık Kürt’üyle Türk’üyle kendi göbeğimizi kendimiz kesmeliyiz.

DEVLET TERÖRE  TAVİZ VERMEZ

Terör örgütüne silah bıraktırmak kolay değil. Devlet tavizlere hazır mı?
Devlet teröriste veya terörizme taviz vermez. Bu iki kere iki dört. Ama devletin kendi içindeki bazı kurumları görüşmelerle süreci yumuşatır mı yumuşatmaz mı ona bakmak lazım. Hükümet, devletin ilgili kurumları ile bu tür çalışmayı yapar, yaptırır. Biz bulunduğumuz dönem içinde bu tür çalışmaları yaptırdık. Faydasını da gördük. Şehit haberlerinin gelmemesi bu açıdan önemli.

PAPA BATI’YA MESAJ VERMELİ

Papa Türkiye’ye gelecek. İslam ve terörün bir arada kullanılmaması yönünde bir çağrınız olacak mı?
Teröre karşı mücadelede Papa’nın dünyadaki etkinliği inkâr edilemez. Kendileriyle elbette bu konuyu da konuşacağız. Kendilerinin özellikle Hıristiyan dünyaya verecekleri mesajı önemsiyorum. Özellikle Batı’daki İslamafobi olayını gündeme getirmeyi, bununla mücadeleye katkı sağlamasını önemsiyoruz. Bu gündeme getireceğimiz en önemli konulardan biri olacak.

‘PARALEL’LE MÜCADELEYE DEVAM

Afrika ülkelerine Paralel Yapı’yla ilgili uyarıda bulundunuz. Nasıl bir geri dönüş aldınız?
Afrika’dan aldığımız geri dönüşler olumlu. Ama bizim alternatifleri arttırmamız lazım. Bu da ağırlıklı olarak eğitimle ilgili. Bu sistemlere girecek kadroları arttırmamız lazım. Başbakanlığım döneminde talimatı vermiştim. Bazı modeller üzerinde Milli Eğitim şu anda çalışıyor. Anlattıklarımıza itiraz eden lider görmedim. Sizin ülkeniz için tehdit olan bizim için de tehdittir diyorlar.

Uyarıya neden ihtiyaç hissettiniz?

Bu mücadele başladı, kararlılıkla devam edecek. Yarıda kesersek bunun bedelini ülke olarak çok ağır öderiz. Biz en ağır kararı MGK’da aldık. MGK’da aldığımız tavsiye kararını hükümetimize bildirdik. Hükümetimiz de Bakanlar Kurulu kararını aldı. Bundan geri adım atmak söz konusu değildir. Bunun ulusal boyutu olduğu kadar uluslararası boyutu da var. MGK kararını almamızın sebebi bu işi uluslararası boyutta çözmek. Sadece yargıyla çözmek değil, yargı dışında da bir kararlılıkla bu işi çözmek. Biz bir çerçeve ortaya koyduk. Bunu bütün dost ülkelerin bilmesi lazım.

MİT PARTİ BÖLMEZ

Kılıçdaroğlu’nun, CHP’nin içişleriyle alakalı olarak MİT’i yönelik bir suçlaması oldu.
Vehimlerle siyaset yapılmaz. Vehimlerden kurtulmak lazım. MİT’in şu veya bu partiyi bölmek gibi bir işi asla olmamıştır ve de olamaz. MİT, iktidar da dahil olmak üzere, herhangi bir parti için çalışan bir kurum değildir. MİT, ulusal çıkarları korumak için dışarıdan bilgi getiren bir devlet kurumudur. Milli İstihbarat Teşkilatı’nı zan altına bırakacak açıklamalardan kaçınmak lazım.

Dersim tartışmaları alevlendi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dersim’le ilgili kanaatlerimi söyledim. Devlet adına Başbakan olarak açıklamamızı da yaptık. Şu anda ana muhalefetin kalkıp mevcut iktidarı suçlu gibi göstermesi anlaşılır şey değil. O dönemde mevcut iktidar yok. O dönemdeki tek parti, olayın başlıca sorumlusudur. Sayın Başbakan’ın Tunceli ziyareti bana göre isabetli bir karardır.

BAKANLAR KURULU’NA BAŞKANLIK EDECEĞİM

Seçilmenizin ardından 3 ay geçti. Anayasa’da tanınan yetkileri gözeten ve sınırları içinde kalan Cumhurbaşkanı portresi çizdiniz. Bakanlar Kurulu’na başkanlık edeceğiniz yorum ve beklentileri vardı. Şimdilik bunu görmedik…
Anayasa’da zaten yetkiler içinde bu var. O yetkiyi kullanmamak diye bir şey olmaz. İnşallah o yetkiyi de kullanacağız.

Bir planlamanız var mı?
Var tabii. İnşallah 2015’e de öyle gireriz.

KONUT MERAKLISI DEĞİLİM

Yabancı basının Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı sıkça gündeme getirmesi enteresan değil mi?
Batı basını başta olmak üzere medyanın bu konuda ne dediği çok da önemli değil. Burasını Erdoğan’ın sarayı biçiminde nitelemeleri yanlış. Burası Türk milletinin sarayıdır.

Beştepe’de Cumhurbaşkanlığı’nda yapılan konuta yönelik eleştirilere ne diyorsunuz?
Medyadaki bazı haberlerde, işi iyice abartıp, 150 odadan söz edenler var. Halbuki konuttaki oda sayısı 15-20 civarında. 4.5 yıl İstanbul Belediye başkanlığım oldu. Ben Florya’daki o muhteşem köşkte oturmadım. Beylerbeyi’ndeki bir apartman katında yaşadım. Başbakan olduktan sonra da resmi konutta yaşamadım. Subayevleri’ndeki bir dairede kirada yaşadım. Kimse kalkıp da yahu bu Başbakan ne kadar da mütevazı demedi. Dolayısıyla konut meraklısı değilim. Konut da, Cumhurbaşkanlığı Sarayı da, ihtiyaca binaen, memleketimize kalıcı bir eser bırakmak için yapılmıştır. 1000 odası var diyorlar. Olacak elbet. Biz küçük düşünmüyoruz. Küçük düşünenler, bu tür eserler ortaya koyamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu