Babam kalp krizi geçirdi, benim de başıma gelecek mi? Sessiz risk, güçlü etki.

“Güncel bilimsel veriler, aile öyküsünün kalp hastalığı risk değerlendirmesinde temel bir bileşen olduğunu vurgular. Buna göre; birinci derece akrabalarda erken yaşta kalp hastalığı öyküsü olan bireylerde daha erken ve daha sık tarama yapılması, kolesterol ve diğer risk faktörlerinin daha ciddi bir şekilde kontrol altına alınmasını önermektedir. Bazı durumlarda genetik danışmanlık bile gerekebilir. Aslında kalp hastalıklarının seyrine baktığımızda, genetik yatkınlık elbette riski artırır ancak yaşam tarzı nihai sonucu belirler. Sigara kullanımı, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, obezite, kontrolsüz tansiyon ve diyabet; genetik riski aktif hâle getiren en önemli faktörlerdir.”
Genetik yatkınlığı değiştirmenin mümkün olmadığını belirten uzman isim; “Ancak riskin yönetimi kesinlikle mümkündür. Daha erken yaşta check-up, düzenli kolesterol, tansiyon ve kan şekeri takibi, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve sigaradan uzak durmak bu sürecin temel taşlarıdır.” dedi.
Unutulmaması gereken nokta şudur; kalp hastalığı riskinin farkına varılması korkutmaz; korur. Kalp hastalığı genlerle yazılmış değişmez bir kader değildir. Genetik yatkınlık, vücudun bize verdiği bir uyarıdır. Bu uyarıyı zamanında fark edip doğru adımları atan kişiler için genetik risk, yönetilebilir bir faktöre dönüşür.



