BM Filistin Ajansı İletişim Direktörü CNN TÜRK’te: Gazze’de ateşkesin sadece adı var –

BM Filistin Yardım Ajansı İletişim Direktörü Jonathan Fowler’ın ifadeleri şöyle:
– Dünya, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından İran’a karşı başlatılan savaş ve İran’ın misillemesine odaklanmışken, Gazze’de durum nedir? İnsani yardım bölgeye ulaşıyor mu ve miktar olarak yeterli mi? Yani, İran’daki savaşın başlaması herhangi bir fark yarattı mı?
“Ne yazık ki İran savaşı, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde devam edenleri gölgeleme eğilimi gösterdi. Gazze Şeridi’ndeki durum sadece adı olan bir ateşkestir. Ekim ayından bu yana, ateşkes yürürlüğe girdiğinden beri Gazze Şeridi’nde yüzlerce kişi öldürüldü. Ayrıca Gazze Şeridi’ne giren insani yardım yeterli değildir. Sahadaki insani ihtiyaçları karşılamak için tamamen yetersizdir. Gazze Şeridi’nin, insani yardımın engellenmesi nedeniyle insan eliyle oluşturulmuş bir kıtlığa sürüklendiğini unutmayalım ve insanlar bu durumdan kurtulmaya çalışıyor. Bu tür kesintili insani yardım durumu uluslararası insancıl hukuk açısından kabul edilemez. Aynı zamanda insanlık açısından da kabul edilemez, çünkü insanların iyileşebilmesi gerekir. Bu arada Batı Şeria’da şiddet seviyesi birçok on yıldır görülmemiş seviyelere ulaşmıştır. On binlerce insan evlerinden yerinden edildi. Yerleşimci şiddeti devam ediyor. Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria’da binden fazla insan öldürüldü. Bu, küresel manşetlere yansımıyor ve yansımalı.”
– Son 2,5 yılda İsrail altı ülkeye saldırdı. Ayrıca Tunus, Malta ve Yunanistan’daki yardım filolarına karşı da saldırılar gerçekleştirdi. Bu saldırıların, hukuka ve ahlaka aykırı tutumun cezasız kalması nedeniyle mi İsrail durmuyor?
“Bence bu bölgede bir cezasızlık iklimi var, ancak bu durum ne yazık ki dünyanın diğer bölgelerinde de artmaktadır. Sorun şu ki uluslararası hukuk geçmişte kalan bir şey haline gelmiştir. Eskiden bazı ülkeler ‘Evet, hayır, biz uluslararası hukuka saygı gösteriyoruz’ derdi. Ancak bu bölgede tekrar tekrar gördüğümüz şey, uluslararası insancıl hukuka saygı göstermemenin adeta gururla kabul edilmesidir. Bunun bir kısmı elbette söylemdir, ancak sahada gördüğümüz eylemler uluslararası insancıl hukuka karşı utanmaz bir saygısızlıktır; özellikle Gazze Şeridi’nde 70 binden fazla insanın öldürüldüğü ve 70 binden fazlasının yaralandığı durumda. Bu, sadece Gazze Şeridi’nde çeyrek milyondan fazla kayıp anlamına gelir. Bu, uluslararası insancıl hukuka saygı gösterilmediğini gösterir ve bunun için hesap verilebilirlik olmalıdır; tıpkı Birleşmiş Milletler ekip üyelerinin öldürülmesi için hesap verilmesi gerektiği gibi. Gazze Şeridi’ndeki meslektaşlarımdan yaklaşık 400’ü öldürüldü. Bu, Birleşmiş Milletler tarihinin tamamında hiç yaşanmamış bir durumdur. Bu nedenle her alanda hesap verilebilirlik olmalı ve bağımsız soruşturmalar yapılmalıdır.”
– Türkiye’nin barışçıl çabaları ve insani yardım faaliyetlerindeki lider rolü hakkında ne söylemek istersiniz?
“Bizim için, UNRWA için bu son derece önemlidir. Elbette Türkiye hükümetiyle birçok yıldır çok yakın çalıştık. Özellikle Gazze Şeridi’ndeki savaşa ilişkin insani yardım konusunda çok yakın çalıştık. Sahadaki somut çabalar son derece önemlidir. Ancak siyasi çabalar da önemlidir. Siyasi destek önemlidir. Bu son derece önemlidir. Bu yüzden Ankara’da ofisimizin açılmasından bahsettim. Bu çok önemli bir işarettir. Dünyadaki her ülkede ofisimiz yok. Bu tür bir şey olduğunda, bu bizim için çok açık bir semboldür. Bu nedenle sembolik önem vardır. Ama aynı zamanda siyasi destek ve mali destek de vardır.”




