Güvenlik Endişesi Dijitalleşmeyi Geleneksele Dönmeye Zorluyor

Otomotiv sektörü son on yılda, dijitalleşme adına direksiyon simidinden kapı kollarına, gösterge panellerinden klima kontrollerine kadar neredeyse her bileşeni yeniden tasarladı. Büyük ekranlar, dokunmatik yüzeyler ve minimal kokpit anlayışı, teknoloji algısını güçlendirdi.
Ancak teknolojinin ilerlemesiyle beraber dijitalleşen otomobillerde hala geleneksel yapı kullanıcı bazında aranıyor. Üreticilerin kullanım alışkanlıkları ve güvenlik regülasyonları baskısıyla geleneksel birçok unsura dönmek durumunda kaldığına dikkat çeken İTO 52. Sektör yetkililerinden Saim Aşçı “Kullanıcı içten yanmalı motorun sesini, konvansiyonel araçlardaki mekanikliği, tuş ve buna benzer nostaljik kombinasyonu hala deneyimlemek istiyor. Ancak bugün gelinen noktada, bu dönüşümün güvenlik ve kullanıcı davranışı üzerindeki etkileri yeniden tartışılmaya başlandı. Başlarda sadece bir tartışma konusu olan dijitalleşme, gelinen boyutta güvenlik konusunu ilgilendirecek farklı bir yere evrildi.” dedi.
Otomotiv sektörü, global çapta elektriklileşmenin yanı sıra dijitalleşmenin getirdiği bazı problemlerle de odak konusu haline geldi. En son bazı coğrafyalarda özellikle uzak doğuda meydana gelen içeri çekmeli kapı kollarının açılmamasından kaynaklı ölümlü sonuçlarla meydana gelen kazalar farklı bir yaklaşımı daha beraberinde getirdi. Bunun da yasal mevzuat ve akreditasyon olarak kayıt altına alması gerektiği zorunluluğu ortaya çıktı.Çin’de yoke tipi direksiyon simidi, gömülü dış kapı kolları ve aşırı dijitalleştirilmiş iç mekân donanımlarına yönelik kısıtlama hazırlıkları gündeme gelirken, Avrupa’da da Euro NCAP, temel fonksiyonların fiziksel kontrol olmaksızın sunulmasının güvenlik puanlarını düşüreceğini açıkladı (Euro NCAP Roadmap 2026, 2024).
Dokunmatik ekran kontrolsüz 70 metre kat etmeyi zorunlu kılıyor
Konuya dair önemli tespitlerde bulunan Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı “Buna karşı ülkeler tedbirlerini almaya başladı. Gerçekten de dijitalleşmenin çok yoğun olduğu araçlarda insan dikkatini daha fazla dağıtacak, yoldan ayıracak birçok konu gündeme geliyor. Bunun sadece dokunmatik ekranlar olarak değil, araç içi eğlence sistemlerinin de veya bağlanabilirlikle dış dünyaya açılan internet erişimde sürüş güvenliği açısından tedirgin edici. Araştırmalar, sürüş sırasında dokunmatik ekran kullanımının dikkat dağınıklığını ciddi biçimde artırdığını ortaya koyuyor. NHTSA verilerine göre, araç içi ekran üzerinden yapılan işlemler sürücünün dikkatini yoldan ortalama 2 ila 3 saniye ayırmasına neden oluyor; bu süre, 90 km/s hızda yaklaşık 70 metreyi kontrolsüz kat etmek anlamına geliyor Aynı çalışmalarda dokunmatik ekran temelli kontrollerin, fiziksel butonlara kıyasla sürüş sırasında hata yapma riskini yüzde 20 ila 25 oranında artırdığı belirtiliyor (NHTSA Driver Distraction Report, 2022). Fren mesafeleri testlerinde 3-4 metrenin dahi kritik öneme sahip olduğunu konuşurken geldiğimiz nokta ilginç.” ifadelerine yer verdi.
Tüketicilerin çoğunluğu otomobilde fiziksel tuş istiyor
Öte yandan tüketici alışkanlıkları tarafında da benzer bir eğilim gözlemleniyor. J.D. Power’ın ABD ve Avrupa’da yaptığı kullanıcı deneyimi araştırmalarına göre, yeni araç kullanıcılarının yüzde 68’i klima, ses sistemi ve cam buğu çözme gibi temel fonksiyonlarda fiziksel tuş tercih ettiğini belirtiyor. Bu veriler, sektörün teknoloji odaklı tasarımlarının, geniş kullanıcı kitlesi açısından pratiklik ve güvenlik beklentisiyle örtüşmediğini açıkça gösteriyor. Aşçı, “Regülasyon cephesinde verilen mesaj net: tasarım özgürlüğü, güvenliğin önüne geçemez. Euro NCAP’in 2026 sonrası değerlendirme kriterlerinde, sinyal, dörtlü flaşör, cam buğu çözme ve klima gibi fonksiyonların fiziksel olarak erişilebilir olmaması, doğrudan puan kırma gerekçesi sayılacak (Euro NCAP Roadmap 2026, 2024). Bu durum, aynı aracın yalnızca kokpit arayüzü nedeniyle beş yıldız yerine dört yıldız alabilmesi anlamına geliyor. Avrupa pazarı için üretim yapan firmalar, bu nedenle mevcut platformlarını yeniden reviz etmek zorunda kalacak.” diyor.
Yeniden revizenin maliyeti 200 ila 400 dolar
Ürün ve tedarik zinciri açısından da konuya açıklık getiren Saim Aşçı, “Son beş yılda araç içindeki mekanik buton sayısı ortalama yüzde 40 azalırken, tek bir ekranın yönettiği fonksiyon sayısı yaklaşık üç kat arttı. Şimdi tersine bir yönelim söz konusu. Üreticiler yeniden fiziksel anahtar grupları, mekanik klima panelleri ve direksiyon üzeri gerçek tuşlara yönelmek zorunda kalacak. Bu da yeni kalıp yatırımları, yeni tedarikçi anlaşmaları ve mevcut araç platformlarında parça revizyonu anlamına geliyor. Orta vadede bu dönüşümün OEM maliyetlerini araç başına 200 ila 400 dolar artıracağı öngörülüyor (Boston Consulting Group Automotive Electronics Outlook).” şeklinde konuştu.
Tek ekran arızası 15-25 bin TL
Satış sonrası hizmetler ve yedek parça tarafında ise tablo daha çarpıcı. Dokunmatik ekran tabanlı multimedya sistemlerinde tek bir ekran arızasının ortalama onarım maliyeti 15 ila 25 bin TL seviyesinde bulunurken, fiziksel bir düğme ya da anahtar grubunun değişimi çoğu zaman 500 ila 1500 TL bandında. Sigorta şirketleri ve filo firmaları, yüksek maliyetli ekran hasarlarını hasar frekansı açısından risk unsuru olarak tanımlıyor. Fiziksel kontrollerin geri gelmesi, satış sonrası pazarda daha modüler, daha düşük maliyetli ve stok yönetimi açısından daha öngörülebilir bir yapı oluşturuyor.“ Teknoloji, sürücünün hayatını kolaylaştırdığı sürece değerlidir.” diyen Aşçı “Eğer sürücünün gözünü yoldan ayırıyor, refleks süresini uzatıyor ve servis maliyetlerini artırıyorsa, bu artık bir konfor değil, sistemli bir risk unsuruna dönüşür.” şeklinde konuşmasına devam etti.



