İranın Irak gücü dağılıyor mu?

Irak’ta İran’a yakın milis gruplarının silahsızlandırılması tartışmaları yeni bir aşamaya girdi. ABD’nin artan baskısının ardından, bazı silahlı fraksiyonların silah bırakmaya sıcak baktığı öne sürülürken, iki önemli grubun ise bu adıma karşı çıktığı belirtiliyor.
BAZI GRUPLAR DEVLET KONTROLÜNE SICAK BAKIYOR
Bağdat kulislerinden sızan bilgilere göre; Kays el-Hazali liderliğindeki Asaib Ehl el-Hak, Bedir Örgütü ve bazı milis yapıların silahlarını devlet kontrolüne devretmeye hazır olduğu ifade ediliyor. Irak yönetiminin, güvenlik mekanizmasının tamamen devlet çatısı altında toplanması yönündeki mesajlarını son dönemde daha güçlü şekilde verdiği değerlendiriliyor.
KETÂİB HİZBULLAH VE NÜCEBA KARŞI ÇIKIYOR
Ancak İran’a yakın en etkili silahlı yapılardan Ketâib Hizbullah ile El-Nüceba Hareketi’nin silah bırakma seçeneğini reddettiği belirtiliyor. Söz konusu grupların, bölgedeki gelişmeleri ve İran’ın tutumunu dikkate alarak hareket ettiği ifade ediliyor.
ABD’NİN IRAK’TAN BEKLENTİSİ
Washington yönetimi, İran’a yakın silahlı grupların yalnızca silahsızlandırılmasını değil, aynı zamanda yeni kurulacak Irak hükümetinde etkili görevler üstlenmemesini de istiyor. ABD’nin bu konuda Bağdat üzerindeki diplomatik baskısını artırdığı belirtiliyor.
PETRAEUS’UN BAĞDAT TEMASLARI DİKKAT ÇEKTİ
Eski CIA Direktörü David Petraeus’un geçtiğimiz günlerde Bağdat’a giderek üst düzey Iraklı yetkililerle görüşmesi de sürecin önemli parçalarından biri olarak değerlendiriliyor. Petraeus’un bölgeye, Beyaz Saray’a danışmanlık hizmeti veren “bağımsız uzman” sıfatıyla geldiği kaydedildi.
UZMANLAR: SÜREÇ KOLAY OLMAYACAK
Uzmanlara göre silahsızlanma süreci oldukça zorlu geçebilir. İran’ın Irak üzerindeki etkisi ve Haşdi Şabi bünyesindeki yapıların devlet içerisindeki gücü, sürecin önündeki en büyük engeller arasında gösteriliyor. Öte yandan Bağdat yönetimi, silahlı gücün yalnızca devletin kontrolünde olması gerektiğini vurgulamayı sürdürüyor.
“GEÇİCİ TAKTİK” YORUMU
Şii grupların şimdilik geri adım atmasının kalıcı bir politika değişikliğinden çok, ABD ile doğrudan çatışmadan kaçınmaya yönelik geçici bir taktik olabileceği değerlendiriliyor.



