Dünya

Suriyede petrol nasıl aranacak?

 

Hostinger

Prof. Dr. Şenay Yalçın, Suriye’nin enerji potansiyeli ve gelinen son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Suriye’nin 2011 yılında başlayan iç savaş öncesinde önemli bir enerji üreticisi olduğunu hatırlatan Yalçın, ülkenin bir dönem günlük 600 bin ila 650 bin varil petrol, yaklaşık 21 milyon metreküp de doğalgaz ürettiğini söyledi. Ancak uzun yıllar süren iç savaş ve istikrarsızlık nedeniyle bugün petrol üretiminin günlük 80 bin varile, doğalgaz üretiminin ise yaklaşık 6,5 milyon metreküpe kadar gerilediğini belirtti.

Suriye’nin enerji kaynakları açısından “varlık içinde yokluk çeken” bir ülke konumunda olduğunu vurgulayan Yalçın, ispatlanmış petrol rezervinin 2,5 milyar varilin üzerinde olduğunu, muhtemel ve mümkün rezervlerle birlikte bu miktarın 7 milyar varil seviyesine ulaştığının bilindiğini ifade etti. Doğalgazda ise karada yaklaşık 300 milyar metreküp, Doğu Akdeniz’de, Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgesiyle kesişen alanlarda ise yaklaşık 900 milyar metreküplük rezervden söz edildiğini aktardı.

Enerji altyapısının büyük ölçüde hasar gördüğüne dikkat çeken Yalçın, iç savaş süresince petrol sahalarında gerekli enjeksiyon sistemlerinin uygulanmaması nedeniyle rezerv kaybı riski oluştuğunu söyledi. Limanların, boru hatlarının ve elektrik iletim hatlarının ciddi onarıma ihtiyaç duyduğunu belirten Yalçın, sağlık, eğitim ve ekonomi gibi temel alanların işlerlik kazanabilmesi için enerji üretiminin hayati önem taşıdığını vurguladı. Bugün birçok haneye günde yalnızca 3-4 saat elektrik verilebildiğini kaydetti.

2013-2017 yılları arasında enerji bölgelerinin IŞİD’in, 2017-2024 döneminde ise YPG/SDG kontrolüne geçtiğini belirten Yalçın, bu kaynakların örgütlerin kendi çıkarları doğrultusunda kullanıldığını söyledi. Son süreçte enerji bölgelerinin önemli bir kısmının mevcut Suriye yönetiminin kontrolüne geçtiğini, ancak altyapı sorunlarının üretimi sınırladığını ifade etti.

Türkiye’nin bu noktada kilit bir aktör olarak öne çıktığını belirten Yalçın, Türkiye, ABD ve Katar’ın 2025 itibarıyla Suriye’ye enerji alanında ilk etapta 7 milyar dolarlık destek sağlanmasına yönelik anlaşma imzaladığını hatırlattı. Bu kapsamda 4 bin megavat gücünde doğalgaz çevrim santralleri ile bin megavatlık yenilenebilir enerji, özellikle güneş projeleri için çalışmaların başladığını söyledi. Ayrıca Ağustos ayı itibarıyla Kahramanmaraş Türkoğlu’ndan başlayarak Kilis üzerinden Halep ve Humus’a uzanan 93 kilometrelik boru hattıyla Suriye’ye yıllık 2 milyar metreküp doğalgaz akışının başladığını vurguladı.

Suriye’de petrol nasıl aranacak

Türkiye’nin karada ve denizde petrol-doğalgaz arama ve üretiminde ciddi bir teknoloji ve tecrübeye sahip olduğunu ifade eden Yalçın, bu birikimin Suriye’ye aktarılacağını söyledi. Gabar’daki üretim örneğini hatırlatan Yalçın, enjeksiyon sistemleri, altyapı yenilemeleri ve yeni kuyuların açılmasıyla Suriye’de üretimin kısa sürede önce 200 bin, ardından 400 bin varil seviyelerine çıkarılabileceğini dile getirdi. Suriye’de petrolün yüzeye çok daha sığ derinliklerde ulaşılabilir olmasının da önemli bir avantaj olduğunu belirtti.

Enerji iş birliğinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik ve güvenlik boyutu olduğuna dikkat çeken Yalçın, Suriye’nin yeniden ayağa kalkmasının Türkiye’nin güney sınırlarının güvenliği, bölgesel istikrar ve ayrılıkçı yapıların kontrol altına alınması açısından kritik olduğunu söyledi. Türkiye’nin Suriye’ye desteğinin hibe değil, karşılıklı menfaat temelinde ve sürdürülebilir bir ortaklık anlayışıyla yürütüleceğini vurguladı.

Yalçın, Suriye’nin 2011 öncesinde ihracat gelirlerinin yüzde 35’inin petrol ve doğalgazdan sağlandığını, gayrisafi milli hasılanın yaklaşık yüzde 20’sinin de bu alandan geldiğini hatırlattı. Enerji denkleminin yeniden kurulmasıyla Suriye’nin yeniden bölgesel bir enerji aktörü haline gelebileceğini ifade etti. Ancak bugün gelinen noktada, yaklaşık 25 milyon nüfusa sahip ülkede halkın yüzde 90’ının yoksulluk sınırının altında yaşadığına dikkat çekti.

Kaynak

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu