Transatlantik hat kırıldı: Avrupa ABD’siz güvenlik istiyor!

Üç yıl öncesine kadar başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesi nükleer santrallerin kapatılmasını tartışırken, bugün kıta çok daha sert bir başlıkla karşı karşıya. ABD’ye duyulan güvenin sarsılması ve Rusya’dan algılanan tehdit, Avrupa Birliği’nin kendi nükleer caydırıcılığını oluşturup oluşturamayacağı sorusunu gündemin üst sıralarına taşıdı.
CNN TÜRK Paris Temsilcisi Arzu Çakır Morin, tartışmaların merkezinde Fransa’nın yer aldığını belirtti. Geçtiğimiz hafta yapılan AB Liderler Zirvesi’nde Avrupa savunmasının nasıl daha bağımsız hale getirilebileceğinin konuşulduğunu aktaran Morin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un dikkat çekici bir öneri sunduğunu ifade etti. Macron, Avrupa Birliği’nin tek nükleer gücü olan Fransa’nın nükleer kapasitesini, Avrupa’nın genel savunma ve caydırıcılık mimarisine entegre etmeyi önerdi.
Bu öneri, Fransa’nın nükleer gücünü doğrudan AB’ye devretmesini içermiyor. Buna göre nükleer silahlar ulusal güç olarak Fransa’nın kontrolünde kalacak, kullanım ancak Paris’in onayıyla mümkün olacak. Ayrıca Avrupa Birliği’ne ait bağımsız bir “nükleer düğme” de olmayacak; karar mekanizması Fransa’da kalacak. Morin, Fransa’da Marine Le Pen, İngiltere’de ise Nigel Farage gibi aşırı sağ partilerin nükleer gücün devrine karşı çıktığını da vurguladı.
Fransa’nın yaklaşık 290, İngiltere’nin ise 200’ün üzerinde nükleer başlığa sahip olduğuna dikkat çekilirken, ABD’nin İtalya, Belçika ve Almanya’da konuşlandırdığı nükleer başlıkların yanı sıra Türkiye’de İncirlik Üssü’nde de ABD’ye ait nükleer silahlar bulunduğu hatırlatılıyor. Buna rağmen, Avrupa Birliği’nin kendi caydırıcı gücünü oluşturma fikri giderek daha yüksek sesle tartışılmaya başlandı.
Başlangıçta Almanya ve İtalya bu fikre temkinli yaklaşırken, özellikle Münih Güvenlik Konferansı sonrasında Almanya’da da tartışmalar hız kazandı. Rusya tehdidine yakın olan Polonya ve Baltık ülkeleri ise Avrupa’nın nükleer caydırıcılığının güçlendirilmesini açık şekilde destekliyor.
CNN TÜRK Berlin Temsilcisi Erhan Merttürk ise Almanya’nın nükleer silaha sahip olamamasının 1970’te imzalanan anlaşmalardan kaynaklandığını hatırlattı. Bugüne kadar Avrupa’nın güvenliğinin, ABD’nin çeşitli ülkelerde konuşlandırdığı yaklaşık 100 nükleer başlıkla sağlandığını belirten Merttürk, bu nedenle Avrupa’nın ABD nükleer şemsiyesine bağımlı olduğunu söyledi.
Ancak Rusya’dan gelen tehdit algısının artması ve ABD’nin özellikle son dönemdeki politikaları nedeniyle Avrupa’da bir güven erozyonu yaşandığını vurgulayan Merttürk, Almanya’nın artık bu konuyu daha ciddi biçimde ele aldığını aktardı. Almanya, bu sürecin ABD’ye karşı değil, NATO’yu tamamlayıcı bir adım olarak görülmesini istiyor.
Avrupa’nın kendi nükleer şemsiyesini oluşturma hedefinin kısa vadede hayata geçirilmesinin zor olduğuna dikkat çekilirken, maliyetin yüz milyarlarca euroyu bulabileceği ifade ediliyor. Buna rağmen Fransa ve Almanya’nın, Avrupa’nın savunma alanında daha bağımsız olması gerektiği konusunda ortak bir noktada buluştuğu belirtiliyor. Almanya Şansölyesi’nin de yıl sonuna kadar bu konuda somut adımlar atılmasını beklediğini açıklaması, tartışmanın artık teorik düzeyin ötesine geçtiğini gösteriyor.



