EkonomiGündem

Yatırımcıların yeni gözdesi: Rusya sat, Türkiye al

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yeni işbirliklerini görüşürken, aslında sadece birkaç ay öncesine kadar kendi ülkesinde yatırımlar yapan sermayenin yeni adresine de gelmiş olabilir.

Kremlin’in Ukrayna politikaları nedeniyle Avrupa Birliği (AB) ve ABD’nin Rusya’nın stratejik sektörlerine uyguladığı yaptırımlara bir de son dönemde petrol fiyatlarında yaşanan büyük düşüş eklenince Rusya bir anda portföy yöneticilerinin tercih ettiği gelişen piyasalar listesinden çıkarıldı.

Buna karşılık petrolde yaşanan her düşüşten büyük fayda sağlayan enerji ithalatçısı Türkiye ise giderek daha fazla yatırımcının dikkatini çeker hale geliyor.

Son aylardaki piyasa trendleri de Rusya piyasalarının baskı altına girerken, Türkiye’ye ‘sıcak para’ olarak da ifade edilen portföy yatırımlarının arttığını gösterdi.

Rus rublesi sadece geçtiğimiz bir ay içerisinde ABD Doları’na karşı yüzde 21 değer kaybederken, Dolar/TL paritesi 2,22 seviyesindeki istikrarlı seyrini korudu.

Rusya’ya yaptırımların gündeme gelmeye başladığı Temmuz ayı ortalarından bu yana ise Borsa İstanbul 100 endeksi (BIST100) yaklaşık yüzde 11’lik primle 87 bin seviyesine yaklaşırken, Moskova borsasının gösterge endeksi yaklaşık yüzde 17’lik düşüş yaşadı.

Rusya’ya ilgi azaldı

Londra merkezli Standard Bank’tan Gelişen Piyasalar Stratejisti Tim Ash, özellikle yılın ikinci yarısından itibaren birçok yatırımcının “Rusya sat-Türkiye al” stratejisine oynadığını söylüyor ve Rusya’dan çıkan sermayenin Türkiye’ye gelmiş olmasının da ‘kuvvetle muhtemel’ olduğunu belirtiyor.

Ash, “Rusya Merkez Bankası bu yıl ülkeden çıkan sermayenin 100 milyar dolara ulaştığını söylüyor. Son aylarda Türkiye’ye net hata-noksan kaleminden giren para da oldukça arttı. Bu ikisi bağlantılı olabilir.” diyor.

Net hata-noksan Merkez Bankası’nın aylık olarak açıkladığı cari denge verisinde sınıflandırma dışında kalan sermaye hareketlerinin belirtildiği kalem, yani hangi yolla ülkeye geldiği ya da ülkeden çıktığı sınıflandırılmayan yatırımlar olarak biliniyor.

Son verilere göre net hata-noksan kaleminden Türkiye’ye gelen sermaye Ocak-Eylül döneminde 7,6 milyar dolara ulaştı. Bu tutar geçen yılın aynı döneminde sadece 3 milyar dolar düzeyindeydi.

Londra merkezli Capital Economics’ten ekonomist William Jackson ise “Rusya’dan kaçan sermayenin Türkiye’ye geldiğine dair çok söylenti var. Ancak bu paranın izni sürmek kolay değil.” diyor.

BBC Türkçe’ye konuşan Jackson’ın Rusya’daki sıcak paranın Türkiye’ye geldiği konusunda şüpheleri var.

Jackson “Yabancı bankaların Türkiye’deki varlıklarına yıllık bazda bakıldığında büyük bir değişim görmüyoruz.” dese de, fon yönetim şirketlerinin eğilimleri konusunda bir yorum yapmıyor.

Ancak Jackson’a göre, Rusya’dan Türkiye’ye bir sermaye akımı yaşanıyor olsa dahi bu gelişme Türkiye’nin yaralarına merhem olabilecek boyutta değil.

‘En önemli gelişme petrol’

Uzmanların üzerinde anlaştığı konu ise düşük petrol fiyatlarının Türkiye’yi Rusya’ya kıyasla daha çekici bir piyasa haline getirdiği.

Döviz gelirinin önemli kısmını petrol ihracatından elde eden Rusya, Akdeniz havzasında çıkarılan Brent petrolün varil fiyatının bu yıl yüzde 30 düşmesiyle önemli bir maliyet ile yüzleşmek zorunda kaldı.

Net petrol ithalatçısı olan Türkiye’de ise durum tam tersi.

Capital Economics’ten William Jackson, “Petroldeki düşüşle birlikte Türkiye’nin cari açık/milli gelir oranının yüzde 1,5 ila yüzde 2 kapanacağını düşünüyoruz. Petrol etkisiyle enflasyonda da yüzde 1,5’in üzerinde düşüş öngörüyoruz.” diyor.

Tim Ash de petroldeki gerilemeyle birlikte Türkiye’nin cari açığını kapatıp enflasyonu düşürebildiğini hatırlatıyor ve bu durumun da yatırımcı gözünde pozitif bir gelişme olduğunu vurguluyor.

“Petrol fiyatları: Kazananlar ve Kaybedenler” başlıklı bir rapor kaleme alan ABD’li yatırım bankası JP Morgan da Rusya için yatırımcılara ‘piyasa altı getiri’ tavsiyesinde bulunurken, Türkiye menkul kıymetleri için ‘piyasa üzeri getiri’ diyor.

‘Reform gerekli’

Türkiye’de mali piyasaların her ne kadar iyimser bir görünüme kavuştuğu düşünülse de William Jackson, hükümetin ele geçen bu fırsatı iyi değerlendirmesi gerektiği görüşünde.

“Ekonominin kırılganlıklarını azaltmak için yapısal reformlar şart. Özellikle bir an önce düşük tasarruf oranları yukarı çekilmeli. Bireysel emeklilik sistemi teşvik edilmeli ve daha sıkı bir mali politikaya geçilmeli. Türkiye hâlâ olası dış şoklara karşı kırılgan durumda” diyen Jackson, tüm bu nedenlerden dolayı sadece petrol fiyatlarındaki düşüşe bakarak sevinilmemesi gerektiğini söylüyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu